3 Şubat 2009 Salı

Aşk büyüsü : Medyum Oğuz

Seven sevdiğine kavuşabilmeli evet burada aşk büyüsü ve aşk büyüsü tılsımından bahsedeceğim. Aşk büyüsü genelde aşkına sevgisine karşılık vermeyenlerin aşkla bağlanması için yapılır. Yaptığım ve son derece başarılı bir aşk tılsımı olan vefk çalışmamla sizi sevmesini istediğiniz kişi Allah'ın izniyle sevecektir. Büyük bir aşkla bağlanacaktır.

Bana gerekli olan malzemeler aşk büyüsü yapılacak olan kişilerin bir adet resimleri, iki tarafında anne adları ve kendi isimleri yeterli oluyor. Yaptığım çalışma sonucunda aşk büyüsü yapılan kişinin beyni devamlı sizi düşünüyor kalbi sizin için atıyor ve rüyalarında da sizi görüyor.

Hazırlamış Olduğum Genel Aşk Tılsımları;

BİR KİŞİYİ KENDİNİZE AŞIK ETTİRME

SEVGİLİNİZLE KAVGALARINIZA SON VERMEK

YENİ BİRİSİYLE TANIŞMAK

SEVGİLİNİZLE EVLENEBİLMENİZ

SEVGİLİNİZİ KENDİNİZE AŞKLA BAĞLAMA


Bir konuyada açıklık getirmek istiyorum bu yapmış olduğum aşk büyüsü aslında büyü değil vefk çalışması sonucunda talip olunan kişinin muhabbeti artması için yaptığım bir takım aşk ve muhabbet celbi işlemidir.

Sevdiğiniz uzakta, yakında hiç farketmez. Eğer aşk büyüsü celbini yaptırırsanız yaptırdığınız kişi size büyük bir aşkla bağlanır. Fakat size döner mi dönmez mi orasını yalnızca Allah bilir. Kaderiniz de varsa elbette nerede olursanız olun o size döner. Bu konuda vefkler devreye girmektedir ve olayları sizin istediğiniz şekilde sonuçlanmasına yardımcı olur.

Aşk büyüsü celbini yaptırdığınız da sizin de bir takım yapmanız gereken bazı işlemler olacak. Siz de göreceksiniz ki yaptımız normalde büyü değil dualarla okuma yollarıyla sevgilinizin sizi sevmesidir. Aşk büyüsü tılsımınızı yapınca size kargo ile ulaştırıyorum siz onu üzeriniz de taşıyorsunuz ve okuyacağınız bazı ayet ve duaları ve bir takım işlemleride gönderiyorum belirli gün ve saatlerde yapıyorsunuz. Bu hususda şunuda unutmayınız aşk tılsımını yaptırınca aşk büyüsünün olacağına tam inanmalısınız aksi halde tutmaz ama tam inanırsanız kalbiniz de temiz olursa Allah'ın izniyle istediğinize ulaşırsınız.

Sevgili arkadaşlar inşallah sevdiğinize hayırlısıyla kavuşursunuz duanın en makbulu unutmayın herşeyin hayırlısını istemektir.

8 Ocak 2008 Salı

ASTROLOJİ Nedir Ne Değildir

ASTROLOJİ NEDİR ? Dünyadaki çeşitli olaylar, varoluşlar, tüm birimler, kısaca yaşadığımız her şey rastgele mi meydana geliyor?... Hayır!. Yaşadığımız düzen içinde hiç bir şey havadan varolmamaktadır!. Bu alemde asla tesadüflere ve sihirbazlığa yer yoktur. Bütün oluşlar belli bir sistem içinde bir düzene tâbidir!. Üzerinde yaşadığımız bu dünya hikmet yurdudur. Yani, dünyada olup biten her şey, çeşitli olaylar, bildiğimiz veya bilemediğimiz bir sistem ve bir düzen içinde oluşur!. Her bir şeyin oluşmasında, diğer bir şey ona vesile olur!. Çeşitli sebepler söz konusudur. Sebepleri ve bağlantıları göremediğimiz anda ise, o şeyi olağanüstü olarak nitelendiririz. Evrende her şey birbiri ile iletişim halindedir ve birbirlerini etkilerler!. Düzensizlik diye gördüğümüz şeyler bile bilemediğimiz bir düzenin, bir sistemin eseridir. Bütün bu sistemi, düzeni meydana getiren asıl kaynak ise, varlığın aslı ve orijini olan, tek bir ILIM ve Kudrettir; ki, O`na Din dilinde “ALLAH” ismi verilmiştir!. Her şeyi bir sebeple meydana getiren ALLAH, insanların düşünce ve davranışlarındaki düzeni; ve de insanın kaderini, Burçlar sistemi adını verdiğimiz bir mekanizma ile düzenlemiştir. Yaşamımıza yön veren alınyazımız, hakikatı melekler olan burçlardan gelen kozmik ışınların, beynimizde oluşturduğu programlama ile, Allah tarafından takdir edilmiş ve yaratılmıştır... Sistem içinde burçlar ve yıldızların varlığının doğal sonuçları da, dünya üzerinde çeşitli olayları meydana getirmek; ve insanların kişilik özelliklerinin oluşmasını ve ortaya çıkmasını sağlamaktır. Kısaca, burçlar düzeni ile kurulmuş bir yaşam sistemi içinde yaşamaktadır bütün varlıklar... Astroloji: Burçlar, yıldızlar, bunların sistemdeki yeri ve etkileri, insanın beyin programının oluşumu, aldığı etkiler ve tepkileri; kozmik ışınımların dünya ve insanlar üzerindeki tesirlerinin neler olduğu gibi konuları kapsar. Bir başka deyişle; içinde yaşadığımız evrensel sistemi kendi dili ile açıklar... KADER VE ASTROLOJİ BAĞLANTISI Kişinin, doğum tarihi ve saatine göre hazırlanmış yıldız haritası, o kişinin kader çizgisini bir ölçüde anlamamıza vesile olur. Burada, genetiğimizde mevcut bilgiler eşliğinde kişilik özelliklerimiz, nasıl bir hayat süreceğimiz, yakın uzak ilişkilerimiz, yaşam boyu nelerle karşılaşacağımız; huyumuz, mizacımız, hastalıklarımız, kazalar, rızkımızın ne kadar olduğu, kısaca doğumdan ölüme tüm yaşantımız, alnımızın arkasındaki beynimize, kozmik kalemle yazılmıştır, diyebiliriz.. Bilebildiğimiz kadarı ile, yıldız haritamızdaki veriler alınyazımızdır!. Bizim fıtratımız itibari ile, takdir olunanların ortaya çıkması da transit adı verilen yıldız hareketleri ile olur. Kişinin özel Yıldız haritasında, her gezegen belli bir burcun, belli bir derecesine düşer. Aynı zamanda da 12 evden birine isabet edecektir. Bu şekilde sabitleşir ve artık değişmez. Böylece, buna dayalı olarak beyinde belli noktalar açılır ve faaliyete başlar.... Şimdi güneş sisteminin hareketini düşünün. Tüm planetler sürekli bir dönüş ve hareket içindeler. Bunun sonucu, her an, değişik mana yüklü dalgalar uzaya yayılmaktadır. İşte, bir planet, kendi haritamızda belli bir burçta bulunan ve artık bizim için sabitleşmiş olan bir planetimizin, yani beynimizde açılmış olan sabit bölümlerin üstünden geçerken; veya o nokta ile çeşitli açılar oluşturduğu zaman, biz belli durumlarla, duygularla veya olaylarla karşılaşırız... Daha önce, beyinde o devre açıldığı için, daha sonra, o noktaya denk gelen etkiyi, beynin değerlendirmesi mümkün olur. Sistemin işleyişi bu şekildedir. Şimdi bir örnek verelim: Kişinin özel haritasında AY, Boğa burcunun 10 derecesinde bulunsun... Daha sonra bir planet, örneğin MARS, Boğa burcunun 10 derecesinden transit geçerken veya Akrep burcunun 10 derecesine gelip, zıt pozisyonda transit olduğu zaman, kişi sert duygusal etkiler altında kalarak taşkınlıklar, duygusal patlamalar veya kaza gibi durumlarla karşı karşıya gelecektir. Mars, boğa burcunun 10 derecesinden uzaklaşıp, transit etkisi geçtiği zaman, kişi yeniden normal yaşamına dönecektir. Ve bu arada, ters bir şey yaptıysa sonradan pişmanlık duyacaktır. Ne zaman, nelerle karşılaşacağımız, kendi haritamıza yani, proğramımıza bağlıdır!. Her ne kadar birbirimizle alakalıyız gibi görünse de, aslında herkes kendi kaderini yaşar!. Kişiler, başımıza gelecekler için sadece bir vesiledir. Eğer bize bir sıkıntı takdir edilmişse, bir olay, bir kişi buna figüranlık edecektir. Daha gerçekçi bir ifade ile; olaylar bize gelmez, biz, kaderimiz gereği, olayları kendimize çekeriz!. Ve o olayın bize ulaşması için de, birtakım kişiler buna vesile olur!. Zahirdeki görünüm itibariyle falanca bana kötülük veya iyilik yaptı deriz. Halbuki herkes, kendine takdir olanı yaşamaktadır!. Durum böyle olunca, kişileri suçlamak mı, yoksa kaderine razı olup; akılcı bir şekilde gereğini yapmak mı...? Başımıza gelecek olayların, gelmesi kaçınılmazdır!. Çünkü bunu değiştirmek demek, ya doğum anında gelen tesirle, beyinde açılan noktayı kapatmak; ya da, daha sonra gelen yıldız etkisini kesmek demektir, ki; her ikisi de mümkün değildir. Ancak bunun ötesinde şöyle bir gerçek daha vardır... Hz. Rasûlullah Efendimizin öğretisinde; “Dua ve sadaka kazayı yok eder.“ buyurulmaktadır. İşte, halk arasında, atlatılan bir kazanın akabinde, sık kullanılan, “Verilmiş sadakan varmış..” sözü bu noktaya dayanmaktadır. Dua, kişinin varlığındaki, özündeki, ilahi güçleri ortaya çıkarır!. Yani, dua, zikir, namaz gibi çalışmalar aynı zamanda, beyinde koruyucu manyetik bir güç de oluşturur!. Gelen sert tesirler, kendi oluşturduğumuz, manyetik kalkanımız sayesinde hafifler. Böylece kişi kendini korumuş olur. Ne var ki, tedbir de takdirdendir ve “dua dahi kaderdendir”, gerçeği unutulmamalıdır. Bakın KADER konusunda büyük islâm âlimi Şah Veliyullah Dihlevi, neler diyor "Hüccetullahi Baliga" isimli çok meşhur eserinde : "Şimdi gelelim kulların ihtiyarı konusuna... Kullar işleyecekleri fiilleri seçebilirler.. Evet ama, kullar için gerçek bir seçim, hiç bir zaman için sözkonusu değildir!. Çünkü bu seçim, kişinin değil de Allah`ın istediği şeyin olması, fayda vermesi hakkında bilgi sahibi olmadığı bir şey hakkında bir saik ve azmin bulunması gibi sebeplerle malüldür. Bu durumda hangi ve nasıl ihtiyardan bahsedilebilir? Rasûlullah aleyhisselam şu açıklamasında bu hususa işaret eder: "Şüphesiz kalpler, Allah`ın iki parmağı arasındadır; onları dilediği gibi çevirir!." (cilt:1-sayfa:248) * * * Şimdi bir örnek daha verelim. Diyelim ki; Mars kişinin özel haritasında 2.ci evde ve Koç burcunda sabitleşmiş durumda olsun... Transit Mars, Koç burcuna 60 ve katları derecelerde açı yapacak mesafelere geldiği zaman, kişiden güçlü ve yaratıcı davranışlar ortaya çıkar. Buna mukabil 45 ve katları olan derecelerde açı yaptığı zaman, ters, güçsüz, sert ve hatalı davranışlar görülür. Ayrıca, 2.ci ev para evi olduğu için, hiç umulmadık masraflara neden olur. Yani kaderde, bu parayı harcamak var ve sistem gereği bu tesir geldiği anda kişide alma hırsı veya arzusu meydana gelir ve bu harcama yapılır!. Ya da, sağlık evine sert bir yıldız varsa, güçlü yıldız transitleri etkileri geldiği zaman, bir hastalık ortaya çıkar. Çünkü böyle bir durumda kişinin beyninin sağlıkla ilgili bölümü zayıf durumdadır. Güçlü tesirler karşısında ister istemez yenilecektir. Ama sağlık evinde böyle bir durum yoksa, sağlıklı bir yaşam sürecektir... * * * Bu arada çok önemli bir hususu açıklayalım... Burçlardan gelen veya planetlerin yansıttığı dalgalar, "sen şu fiili işle" gibisinden anlamlar ihtiva etmezler!. Ya da "sen şu duyguya kapıl" gibi bir duygu oluşturmazlar!. Gelen dalgalar genel bir anlam taşırlar; ancak herkes bu dalgaları, kendisinin ilk beyin proglamlanışı istikametinde değerlendirir.. Mesela; Mars, Yay burcuna girdiğinde yansıttığı dalgalar tek tip olmasına karşın, herkes bu dalgayı kendi haritasındaki Yay burcunun düştüğü eve göre değerlendirir.. İkinci evi Yay olanla, altıncı, ya da onbirinci veya onikinci evi Yay olanın bu dalgaları değerlendirişi son derece farklıdır.. Tıpta, şöyle bir uygulama vardır... Bir kediyi masaya yatırırsınız ve beynine, mesela seks merkezine elektrodu değdirir ve onu irrite edersiniz.. Hayvanda seksüel davranış görülür.. Sonra aynı elektrodu farklı bir merkeze yöneltirsiniz, bu defa aynı dalga irritesi hayvanda başka tür bir davranışın mesela açlık duygusunun oluşmasına neden olur... Dalga aynıdır, fakat farklı bölümde farklı şekilde değerlendirilir. İşte bir burçtan veya gezegenden gelen astrolojik tesirler de, tek tek aynı olmasına rağmen, farklı açılımları dolayısıyla insanlar ve diğer canlılar tarafından farklı farklı değerlendirilir. Düşünün ki, ayrıca, pekçok farklı türden, çok farklı dalga türleri her an dünya üzerine gelmekte; ve bizler de beyinlerimizin ilk açılışlarına göre bunları her an farklı bir şekilde değerlendirmekteyiz!.. Bu mekanizma, "Din" açıklamaları içinde "KADER" kelimesiyle tanımlanmıştır.. * * * Rasûlullah aleyhisselam bir açıklamasında diyor ki: “Allah bütün mahlukatı karanlıkta zulmet içinde halketti, sonra nurundan saçtı. O nur kime isabet etti ise hidayet buldu. Etmeyen ise karanlıkta kaldı.” Takdir gereği kime mutluluk getirecek tesirler isabet etti ise, o beyin, kendisine kolaylaştırılan bir biçimde gerekli fiilleri yaparak onun neticesine ulaşır!. Hiç kimsenin programı dışında birşey yapması mümkün değildir. Ve gene, sistemi anlatan Hz. Peygamber s.a.v. efendimiz diyor ki; “Hiç kimse kendi ameliyle cennete gidemez.“ Cennete gitmek "amel"e değil, Allah’ın o kişi hakkındaki hüküm ve takdirinin sonucu olarak oluşan "iman" a; ve bunun açığa çıkış şekli olan anne karnında 120.ci günde, meleki kökenli yıldız tesirlerine bağlıdır. Nitekim bunu daha evvel de açıklamıştık zaten.... Yapılan ameller, yani çeşitli çalışmalar ise, gideceğimiz boyuttaki (cennet veya cehennem) mertebelerimiz için çok önemli.... Ancak, bu çalışmaların bize kolaylaştırılması veya zor gelip yapılmaması dahi, takdire bağlı olarak, gene kozmik tesirlerle oluşan istidat, kabiliyet ve genetik programa bağlıdır.... O halde hedef; kendini tanıyıp, mevcut ve gizli özelliklerimizi en iyi şekilde kullanarak, var oluşun hakkını verebilmektir. Bu da ancak, sistemi bilmekle mümkün olur...

Vefk Nedir

VEFK NEDİR ? Vefk'in sözlük anlamı uyumdur, vefkin sağdan sola, yukarıdan aşağıya veya bir köşeden diğer köşeye olan evlerindeki sayıların toplamı birbirine eşit olduğu için bu adı almıştır, dini terminolojide ise vefk, tesirli Dua demektir. Vefk bir dörtgen içinde birbirlerini dik olarak kesen doğruların arasında meydana gelen dörtgenlere, belirli zaman ve şartlarda, belli kurallar ile sayılar, sayıların değerlerinde harfler, kelimeler yada sayıların, harflerin ve kelimelerin beraber yazılmasıyla meydana getirilen şekildir.
VEFK NASIL YAPILIR ? Arap alfabesindeki harflerin Ebced hesabında sayısal karşılıkları vardır, vefki yapılacak kelimenin veya cümlenin harflerinin sayısal değerleri Ebced hesabı tablosundan bulunur, toplanır ve elde edilen sayısal değerin vefki yapılır. Ebced kelimesinin anlamı alfabedir, biz nasıl Türk alfabesine bazen ABECE diyorsak, Araplar da kendi alfabelerine Ebced demektedirler. Vefk ilmi de dahil olmak üzere gizli ilimlerde kullanılan 28 harfli Arap alfabesinin Ebced tertibine göre dizilişinin Hazret-i Adem'e ( A.S. ) dayandığı rivayet edilir. Bu tertip ile alfabenin kullanıldığı tarih süreci içerisinde, zamanla bu harflere sayısal değerler verilmiş ve Ebced hesabı oluşturulmuştur. Bu sayısal değerler bu işin uzmanları, alimler tarafından denenmiş etkileri ve sonuçları makul karşılanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. Kişiye özel yapılan Vefklerde, özel bir konuda başarılı olma gibi vs..kullanılan kelimeler genelde Kuran-i Kerim Ayetleri talebin kendisi veya Allah'ın ( C.C.) isimleridir. Büyü ve buna benzer işlerde kişi ve şahıs isimleriyle beraber Esma, Ayetler ve başka birçok kelimeler de kullanılır.
VEFK NASIL ETKİ EDER ? Belirli bir amacı elde etmek için yapılan vefk, kurallarına uygun yazıldıktan sonra, derecelerinin hizmetlilerinin isimleri bulunur. Bu hizmetliler Dua ve yemin vasıtasıyla istenen işlerde Allah'ın ( C.C.) izniyle görevlendirilir, böylece etkili olur.
VEFKLER KAÇ ÇEŞİTTİR Vefkler her sırasında bulunan kare sayısına ya da özelliklerine göre isimlendirilir. Örneğin bir sırasında 3 kare varsa üçlü, 4 kare varsa dörtlü…………..10 kare varsa onlu vefk, bulunduğu gruba göre, Toprak, Hava, Ateş ve Su vefki, bağlı bulunduğu gezegene göre, Güneş vefki, ay vefki olarak isimlendirilir. Vefklerin bunlardan başka daha bir çok çeşidi de bulunur.
VEFKE HANGİ BİLGİLER İŞLENİR Vefk hazırlanırken iki şeye dikkat etmek gerekir birincisi çok iyi Ebced hesabı bilmek. Çünkü Vefk ilminde en geçerli metot Ebced hesabıdır. Mükemmel bir şifredir. Affı yoktur, mıknatıs gibi yapışır. İkincisi Vefk hazırlanacak kişinin bilgilerinin tam olması. Mesela Anne adı, kendi adı varsa göbek adı gün, ay, yıl olarak doğum tarihi biliniyorsa tam olarak verilmelidir. Bunlar Kişiye özel hazırlanan Vefk'in etkili olması için lazım olan en önemli unsurlardır. Eğer Vefk hazırlatacak kişi kendisi yada vefk hazırlatacağı kişi ile ilgili yanlış yada eksik bilgi verirse hazırlanan vefk'ten fayda görmesi oldukça zordur. Vefk'ler sayısız konuda insanlara faydalı olur. Esasında vefk, bir denge, bir ahenk ve başarıya giden yol demektir. Dünyanın bir çok ülkesinde birçok ünlü kişi bu Vefkleri değişik isimler altında taşırlar en çok bilinenleri ise Tılsım, Muska, Boylama, Koruyucu, doğal taşlar ve tılsımlar gibi ama bunların bir çoğu insanlara faydalı olmuştur. Bütün şifa ve rahmetin kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'in her bir ayeti, hatta her bir kelimesi ve harfi sonu gelmeyen bir hazine olup bunlardan 1500 seneden beri yararlanılmaktadır. Yine İslamiyet'in doğuşundan önce de gaipten haber veren falcılar ve papazlar Tevrat ve İncil'in ayetleriyle keramet göstermeye muvaffak olmuşlardır. Adem (A.S.) dan itibaren özel ayetler, isimler ve her zaman okunan dualar ile yakından ilgilenilmiş, inanç ve samimi bir duyguyla okunan ve yazılan vefkler ve tılsımlardan yararlanılmıştır. Dünyada ve bilhassa Amerika'da bilim adamlarının tasdik ve kabul ettikleri "Manyetizma" bu kadar seneden beri bildiğimiz "Havas İlmi"nden başka bir şey değildir. Çünkü Avrupalı bilim adamları, iradenin kuvvetini ve bu kuvvet sayesinde her şeyle baş edilebilineceğinin mümkün olduğunu "Manyetizma" kitaplarında açıkça ifade etmişlerdir. Yapılan vefklerin uygunlanmasında başarıya ulaşma ihtimali yüksektir. Çünkü vefk konusu da bir tür ilimdir ve her ilim dalında olduğu gibi bu alanda da netice elde etmek için profesyonel çalışmaların yapılması gerekmektedir. Vefkin yapılış kurallarını bilmek gerekir, bundan başka, burçlar, burçların özellikleri, uğurlu gün ve geceleri, birbirleri ile olan dostluk veya düşmanlıkları, burçların yönetici gezegenleri, gezegenlerin birbirleriyle olan dostluk ve düşmanlıkları, gezegen ( yıldız ) saatleri, gezegenlerin tütsüleri, günlerin ve gezegenlerin hizmetlilerinin isimleri ve vefkin derecelerinin hizmetlilerinin isimlerini bulma metotlarını da bilmek gerekmektedir.

YILDIZNAME

YILDIZNAME Yıldızname yi günümüzün astroloji bilimiyle eşleştirebiliriz. Her ne kadar bazı farklar varsa da temelde burçlar ve yıldızlarla uğraşır. Değerli ziyaretçi; Yıldızname adından da anlaşılacağı üzere Yıldız ve burçlarla uğraşan bir yorum şeklidir. Ve özellikle Türk-İslam felsefesinde hayat bulmuş ve Osmanlılar döneminde çok geliştirilmiş ve yaşatılmıştır. Yıldızname de insanların doğduklarından ölene dek başlarına gelenler ve gelecekler, geçirebilecekleri kazalar, hatalar, iyi olaylar bellidir. Ayrıca insanların başlarına gelecek hastalıkların maddi yada manevi tedavi şekilleri belirtilmiştir. Maddi hastalıktan kastımız tıbbi rahatsızlıklardır. Bu tür hastalıklar için Yıldızname çeşitli otlar ve bitkilerden oluşan karışım yada macunlarla tedavi şekli önerir. Ve işin şaşırtıcı yönü oldukça faydalı olur. Kendim defaten tecrübe ettiğim ama buraya yazamayacağım birçok hastalığı tedavi ettim. Manevi hastalıklardan kastımız ise kişinin ruhi durumu ile ilgilidir. Yani kişi mizacı dolayısıyla Nazara yatkın olur. Yada doğumunda bir illet ile birlikte doğmuş olur. Yada koyulan ismin kendisine iyi gelmediği olur. Cin ve Peri değmiş yada büyü yapılmış olur. Bu benzeri durumlarda da Yıldızname bir çözüm üretecektir.

16 Ekim 2007 Salı

medyum ismail hoca

MUSKA, BÜYÜ VE CİN MUSALLATI KONULARI

Ünlü medyum İsmail Hoca Diyor ki; Bir kişiye soğukluk için, hane dağılması için, ölüm ve delirmesi için, aileleri ayırmak-birleştirmek için yapılan tılsımlar büyüdür. Büyücülük; Büyü (sihir) yaparak yukarıdaki haksız ve Allah’ın lanetlediği işi yapmaktır. Günümüzde öyle sahtekar medyum Hocalar türemiş ki sihir yapar ve bozmaya çalışır ama sihir yapan sihiri (büyüyü) bozamaz çünkü cin (şeytan) ateşten yaratıldığı için sihir (büyü) yapanda nur kalmaz Bu tür medyumlara gitmeyiniz. Allah’ın kulluğundan çıkar, sihir yaptığı an nur’a değil ateşe sahip olur. Ama Allah’ın izni ile medyumlar olarak bizim ağzımızdan çıkan ayet nur olursa hastanın üzerindeki cin (şeytan) etkisi ile içi ve dışı yanıp sıkıntı ile ne yaptığını bilemeyen hastalara ağzımızdan nur çıkarsa o kişi 1 saatte veya 1 günde şifa bulur.

www.medyumismail.net

medyum nedir

MEDYUM NEDİR ? Medyumlar öbür dünya ile ilişki kurabilen, telepatik gücü kuvvetli olan kişilerdir. ilişkiye geçmeden önce kendilerini genellikle trans haline getirirler. Bir kısmı bilimsel çatışmalara da katılarak olayın araştırılmasına yardımcı olurken, önemli bir kısmı da bu konuda çok açık olmamayı tercih etmektedir. Bazı isimler dünyaca tanınmıştır, birçok kişi sevdikleri ile bağlantı kurabilmek için onların kapısını aşındırmıştır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yüzlerce seans düzenleyerek gazetelere manşet olmuşlar, bazıları ise bu yoldan para kazanmışlardır. İnsanın doğasında var olan enerjiyi, negatif ve pozitif olarak ele alırsak, medyum ;İnsanlar üzerinde mevcut bulunan, negatif enerjiyi görerek, bu enerjinin o kişi ve nesneden dışarı atılmasını ya da kontrol altında tutulmasını sağlamaktır. Kişinin veya nesnenin karşılaşılabileceği tehlike ve önemli olaylar hakkında , geçmiş ve de gelecekten bilgi veren kişi anlamındadır. Medyumu, diğer insanlardan farklı kılan yapısı, onun olaylar karşısındaki bakış açısıyla bir iletici olarak bilgi vermesi, kişi veya nesne hakkında,kendi sorduğu soruları, mistik güçten aldığı cevaba, kendi yorumunu da katarak bildirmesidir. Medyum trans yöntemini kullanır. Trans ; yoğunluğunu vererek ,beyin enerjisiyle düşündüğü konuya odaklanarak ,karşındaki kişi veya nesnenin gizemli halini anlamaya çalışmasıdır. Medyum; transa geçtiğinde ,hissettiği negatif enerjiyi , yok etmek için ,mistik güçten aldığı pozitif enerjiyi,kendi enerjisine katarak , karşısındaki kişinin veya nesnenin negatif enerjisini kontrol altına almak için gerekli çalışmaları yapar. Bu durum karşısında,çoğu kez, şiddetli olan enerjiye, sıkışarak, kendini kaybederek ,kötü (negatif)enerjiye baskı yapamayıp onun kontrolüne girerler.Böyle bir durumdan kurtulan medyum, beyin yapısı ,almış olduğu negatif enerji sonucu büyük hasar alır.Artık kendini kontrol etmesi ve olaylara sağlıklı bir şekilde yaklaşması ve enerjiyi kontrol altına alması çok zor olur. Günümüzde kendisine medyumum diyen ,bir çok insanın (negatif enerjiye teslim olan medyumlar) olarak belirtmekte fayda var. İnsanın ,doğada var olan bazı ses ve görüntüleri algılayamadığı bir gerçektir.Bunun nedeni ;insanın enerjisinin gücünü tam olarak kullanamaması veya bunu bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Medyum, sahip olduğu enerjiyi nasıl kullanacağını bilir ve bir çok insanın duyamadığı duyar ,göremediğini görür. Bu özelliğini ,iyiye ve de kötüye kullanmak medyumun kendi iç yapısı ve ahlak anlayışı ile ilgilidir.. Medyum , kimi zaman kullanılmaması gereken yerde enerjisini kullanarak ,gücünde eksilmelere neden olur.Her zaman olduğu gibi,doğru yer ve zaman bir medyum için çok önemli bir özelliktir. Kötü bir enerjiye sahip olan medyumun ,enerjisi ile , her yaptığı kötülük sonucunda , negatif enerjisinde artış görülmektedir.Medyum burda nefsini ,aklını,bilgisini kötülüğe ve şeytana satmış durumundadır. Bazı medyumlar, kötü ve iyiyi ayırt edemediğinden dolayı ,yaptıkları etki sonucu bir çok ailenin geçimleri bozulmuş,kimilerinin dünya düzenleri değişmiş, insan hayatında tamiri ve telafisi mümkün olmayan haller meydana getirmiştir. Medyumun asıl amacı ,geçmişte yaşayan insanların ruhlarıyla, bağlantı sağlamak ve onlarla diyalog kurmaktır..(Burada dikkatinizi çekmek istediğim husus, bağlantı kurulan ölen kişinin ruhu değil ,cin olmasıdır.) Genelde, acılı insanların vicdanlarını rahatlatmak ,huzura kavuşturmak ,ölen insanların bildikleri bilgilere ulaşmak ,yaygın olmasa da , cinayet gibi davalarda ,cinayetin kim tarafından işlenildiğinin,öğrenilmesi için seanslar düzenlenmektedir. Medyum herkes tarafından güven duyulan, bir kişi olmak, insanların sırlarını, başka hiç kimseyle paylaşmayan, güçlü bir irade ve ahlaka sahip olmak zorundadır. Günümüzde bu tür olaylar ve alınan sonuçlar sizler tarafından bilinmektedir. Medyumları ; göz perdesi olmayan medyumlar, 6 hissi kuvvetli olan medyumlar, kulağına ses gelen medyumlar gibi ayırmak mümkündür. Medyumlar ,şüphesiz ki, enerji yoğunluğunu hissetmesiyle, bir takım olayları vede farklı güçleri kullanırken kendine ve karşısındaki insana karşı daima saygılı olmak zorundadır. Kimi medyumların; ‘’her şeyi bilirim’’ gibi çok iddialı yaklaşıp bir şeyleri bilmemesi nedeniyle günümüzdeki medyumluk yapısı değerini kaybetmiştir. Medyum’un asıl olarak cinci hoca ve kahin ile tam bir bağlantısı vardır. Medyum mistik gücü sayesinde ,olayları sanki televizyon ekranından görüyormuş gibi anlatır.Ve gerçekte de böyledir.

medyum; vefk nedir

VEFK NEDİR ? Altılı bir vefk karesinin içinde 36 küçük kare mevcuttur. Buna altılı (müseddes) denir. Yedili bir vefk karesinin içinde ise, 49 küçük kare vardır. Buna da yedili (müsebba) denir. Amaç doğrultusunda bu vefk karelerinin içine yazılan sayı ya da harflerin bir yerleştirme düzeni vardır. Bu, dileğe göre belirlenir. Mesela dilek, iyilik ya da hayır için tutulmuşsa, çift olan sayılar veya bunların karşılığı olan harfler, büyük karenin dört bir köşesinde bulunan küçük karelere yazılır. Amaç kötülük yapmak ise, bu sayı ve harflerin kareler içindeki sıralanışı da bir haç şeklinde olur. Alfabedeki her harfin sayısal bir değeri vardır. Harflerin bu sayı değeriyle rakam gibi kullanılmasına "Ebced Hesabı" denir. Ebced'de her bir harfin bir Tanrı adına ve bazı tabii güçlere karşılık geldiği sayılmış, ayrıca bunlara karşılık olan timsaller sayesinde giz dolu bir sistem meydana gelmiştir.